Bir yardımcı olarak yıllar içinde defalarca şunu deneyimledim: danışan, nadiren en derin acısını taşıyan şeyle gelir.
Çoğu zaman önce bir bedensel belirti kapıyı çalar.
Tekrarlayan bir ağrı.
Sıkıştırıcı bir his.
Bir panik atak.
Ya da çocukluktan beri süregelen bir el terlemesi.
Beden bu durumda mutlaka sorunun kendisi değildir.
Belki de hâlâ hatırlayan tek şey odur.
Bir El Terlemesinin Öyküsü
Bir keresinde, çocukluğundan beri güçlü bir el terlemesiyle mücadele eden bir danışan bana ulaştı. Ne zaman başladığını bilmiyordu. Sadece şunu söyledi:
"Her zaman böyleydi."
Sürecin başında bir şey fark edildi.
Önemli bir noktaya her yaklaştığımızda duruyordu.
Kararsızlaşıyordu.
Kararını geri alıyordu.
Yeniden düşünüyordu.
Sonra yine şunu söylüyordu:
"Oysa ilerlemek istiyorum."
Bu ikilik motivasyon eksikliğine işaret etmiyordu.
Daha çok, iki iç parçanın aynı anda var olduğunu gösteriyordu.
Biri iyileşmek istiyordu.
Diğeri hâlâ onu eski tehlikeden korumaya çalışıyordu.
İçteki Ev
Terapötik çalışma sırasında içsel bir ev imgesi ortaya çıktı.
Odalar.
Kapılar.
Olasılıklar.
Ama bir kapının önünde durdu.
İçeri giremedi.
İstemediği için değil.
Korktuğu için.
Birkaç dakikalık sessizlikten sonra bir hatıra doğdu.
Anaokulu çağındaydı.
Öğretmenine çok önemli bir şey anlatmak istiyordu.
Çocuksu bir coşkuyla ona doğru koştu.
Ama yetişkin sadece elini salladı.
"Bu önemli değil."
Tek bir cümle.
Birkaç saniye.
Bir yetişkin bunu belki aynı gün unuttu.
Ama çocuk onu yanında taşıdı.
Çocuğun Öğrendiği Şey
Çünkü çocuk sadece sözcükleri duymaz.
Bağlantının niteliğini de yaşar.
Şunu sorar:
Güvende miyim?
İçimde olanlar birini ilgilendiriyor mu?
Biri için önemli miyim?
Bu sorulara tekrar tekrar hayal kırıklığıyla karşılık verilirse, çocuk sadece dünyaya olan güvenini kaybetmez.
Kendine olan güvenini de.
Yavaşça derin bir içsel inanç oluşabilir:
"Hissettiklerim önemli değil."
"Kimseyi rahatsız etmesem daha iyi."
"Sessiz kalmayı tercih ederim."
Bu cümleler nadiren bilinçli olarak dile gelir.
Yine de bütün bir hayatı organize edebilirler.
Beden Unutmaz
Bedensel belirtilerle yapılan çalışmada, organizmanın unutmadığıyla sık sık karşılaşırım.
Sinir sistemi hikayeleri saklamaz.
Deneyimleri saklar.
Bir çocuk için yaklaşmak, seslenmek ya da bağlantı kurmak acıyla ilişkilendiyse, bedeni yıllar sonra da benzer durumlarda alarm durumuna geçebilir.
Avuç içi özellikle ilginç bir semboldür.
Elimizle dokunuruz.
Bağlanırız.
İsteriz.
Veririz.
Yaratırız.
Kendimizi tanıtırız.
Dünyaya doğru uzanırız.
Bazı insanlarda en yoğun gerginliğin tam da burada belirmesi belki de tesadüf değildir.
Bize Ne Anlatmak İstiyorsun?
Elbette her el terlemesinin ardında ruhsal bir neden olduğunu söyleyemeyiz. Hiperhidrozun pek çok bedensel, nörolojik veya hormonal nedeni olabilir, bu yüzden uygun bir tıbbi muayene şarttır.
Yine de bedensel belirti ile yaşam öyküsünün birbirini aydınlattığı durumlar vardır.
Bu durumda belirtiyi yenmeye çalışmayız.
Bunun yerine meraklanarak sorarız:
Bize ne anlatmak istiyorsun?
Güven Yeniden İnşa Edilir
Sürecin en dokunaklı kısmı yine de hatıranın hatırlanması değildi.
Danışanın, bu acıyı uzun yıllardır tek başına taşıyan o küçük çocukla yeniden buluştuğu andı.
Ama içteki çocuk yetişkin benliğine hemen koşmadı.
Ona güvenmiyordu.
Ve bu doğaldı.
Güven istenerek elde edilmez.
Zorla kazanılamaz.
Güven yeniden inşa edilir.
Yavaşça.
Küçük deneyimler aracılığıyla.
"Şimdi Seni Dinliyorum"
Bir terapist olarak, böyle anlarda görevimin çözümler sunmak olmadığını hissediyorum.
Daha çok, danışanın yetişkin tarafının, bir zamanlar kimsenin duymadığı o çocukla sonunda buluşabileceği güvenli bir alan yaratmak.
İyileşmenin en derin anlarından birinin, belirti ortadan kalktığında gerçekleşmediğine inanıyorum.
Aksine, danışanın ilk kez tüm kalbiyle şunu söyleyebildiği andır:
"Şimdi seni dinliyorum."
Belki de beden de tam bu noktada rahatlamaya başlar.
Çünkü bir çocuğun bir zamanlar anlatamadığı o hikayeyi artık tek başına korumak zorunda değildir.
İlgili yazılar

Yeni yıl sadece bir tarih değil, içsel bir değişimdir
Yeni yılın başında bana geldi. Kriz içinde değildi, çökmemişti. Sadece hayatına artık sığmayan bir şey olduğunu ve başka bir şeyin onu çağırdığını hissediyordu.
Devamını oku
Bekleyen Kadın ve Bekleyen Beden
Artık hayatı beklemiyorum. Hayat şimdi gerçekleşiyor ve ben onun içinde yer almaya hazırım.
Devamını oku
Kaybolan ve Yeniden Bulunan Mayıs
Ruh takvime göre değil, anlamlara göre hatırlar. Ve belki de iyileşmenin en güzel biçimi, bir anının yanına yeni anıların gelmesidir.
Devamını okuRandevu almak ister misiniz?
Terapötik çalışma ilginizi çektiyse, ücretsiz bir konsültasyon için sizi memnuniyetle karşılarım.
Benimle iletişime geçin